VIDEO: Why Islamophobia is not extremism – Rebels Without a Pause

A short, talking head style video I made with Rebels Without A Pause about why we have to approach and understand Islamophobia as different from solely being a form of extremism.

Advertisements

Briefing: Manifestations of Intolerance Against Muslims: Public Spaces, Political Narratives & Media in the UK – 10th Anniversary of OSCE’s Cordoba Conference & Declaration, Vienna Austria

reportIn preparation of my presentation at tomorrow’s conference in Vienna, Austria marking the 10th Anniversary of the OSCE’s Cordoba Conference and Declaration, I drew together a short briefing paper which expands on the main themes and ideas that I will be putting forward. Reflective and drawing on many of the issues that I have explored previously in my research, the paper can be downloaded by clicking here.

COMMENT: Müslümanlar’ın Entegrasyonunda ‘Çözülmesi Gerekenler’ – Perspektif

perspektif_logoAs you may be aware, I now write regularly for the German-based Turkish language periodical Perspektif. When I do, I write about issues relating to Muslim communities or the religion of Islam in the British setting. This is a piece I recently had published titled, “Müslümanlar’ın Entegrasyonunda ‘Çözülmesi Gerekenler'” which (loosely) translates as “‘Solving’ the Needs of Muslim Integration” and focuses on the recently published report by the Commission on Islam, Participation & Public Life entitled, “The Missing Muslims – Unlocking British Muslim Potential for the Benefit of All” (download here).

While the first few paragraphs are reproduced below, the full comment piece can be read by clicking here.

Müslümanlar’ın Entegrasyonunda “Çözülmesi Gerekenler”

Birleşik Krallık’ta İslam, Katılım ve Kamusal Yaşam Komisyonu’nun (İng. “Citizens Commission on Islam, Participation & Public Life”) bulguları temmuz ayında yayımlandı. Komisyon raporunun yayımlanmasının ardından Birleşik Krallık’taki Müslümanların entegrasyon konusu kamusal ve siyasi tartışmalarda yeniden gündeme geldi. “Kayıp Müslümanlar: İngiltereli Müslümanların Potansiyelinin Hepimizin Yararına Ortaya Çıkarılması” başlıklı raporda 18 aylık bir araştırma sürecinin sonuçları yer alıyor. Bu süre boyunca, Muhafazakâr Parti Meclis Üyesi Dominic Grieve öncülüğündeki komisyon üyeleri Birleşik Krallık’taki birçok şehir ve kasabayı gezerek, toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda 500 saati aşkın bir süre zarfında, 21. yüzyılda Birleşik Krallık’ta Müslüman olmanın ne anlama geldiğine dair katılımcıların beyanları dinlendi. Ben de bu araştırmanın bir parçası olarak, Birmingham’da düzenlenen bir toplantıda yazılı ve sözlü ifadelerde bulundum. İfadelerimde, özellikle sokak düzeyinde İslamofobik nefret suçlarına maruz kalan kurbanların yaşadıkları ve Birleşik Krallık’taki “truva atı” skandalına vurgu yaptım. Birleşik Krallık’taki “truva atı skandalı” 2014 yılının mart ayında, aşırıcı Müslümanların birden fazla devlet okulunu ele geçirmeyi planladıklarının iddia edilmesiyle literatüre geçmişti. Çok değil yalnızca birkaç ay önce, hükûmet bu çılgın öfke seline karıştığı iddia edilen öğretmenlerin meslekten atılmaları yönünde iki yıldır süren çabalarına son verdi. Gerekçe olarak da bu iddiaların mesnetsiz olduğunu ileri sürdü.

Bir yandan, İngiltereli Müslümanların “sanıldığından daha çok çeşitliliğe sahip olduğunu” -şaşırtıcı bir şekilde- kabul eden “Kayıp Müslümanlar” raporu, “uygulanabilir ve eyleme geçirilebilir on sekiz adet öneri”nin de altını çiziyordu. Her ne kadar sivil toplum, yerel ve ulusal yönetimlere hitap ediyor gibi görünse de, bu öneriler aslında cemaatleri ve inanç kurumlarını, yani Müslümanların bizzat kendilerini harekete geçirmeye yönelikti.

Söz konusu rapordaki kimi öneri maddelerinin doğru ve zaman açısından uygun olduğunu belirtmek gerek. Örneğin, İngiltere hükûmetinin terörle mücadele programı olan “Prevent” programının tarafsız bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi ve İslamofobi’ye bir “çalışma tanımı” kazandırılması gibi çağrıların üzerinden hayli zaman geçti. Diğer maddeler ise eskiden beri dile getirilen ancak çok da etkili olmayan önerileri kapsıyordu. Bunların arasında, medya kuruluşlarının İslam ve Müslümanlar hakkındaki yayınlarında, daha dengeli ve hassas haberler yapmaları yönünde öneriler bulunuyordu. Başka bir madde ise, camilerin İngiltere doğumlu, İngiliz kültürünü ve hükûmet tarafından belirlenen –tartışmalı- İngiliz değerlerini daha iyi bilen imamları işe alması gerektiğini öneriyordu.

Continue reading by clicking here.

 

ARTICLE: Political Approaches to Tackling Islamophobia: An ‘Insider/Outsider’ Analysis of the British Coalition Government’s Approach between 2010–15 – Social Sciences

socsci-logoYou can download my new article “Political Approaches to Tackling Islamophobia: An ‘Insider/Outsider’ Analysis of the British Coalition Government’s Approach between 2010–15” by clicking here.

As you will be aware, I try to ensure that as many of my outputs are freely available whenever possible. The good news is that Social Sciences – the journal this is published in – is entirely free to everyone !

Below is the abstract:

Soon after the Conservative-led Coalition government came to power in 2010, Baroness Sayeeda Warsi announced that Islamophobia had passed the ‘dinner-table test’ in contemporary Britain. Resultantly, the need to address Islamophobia was identified as a priority for the Coalition. This article critically analyses how the Coalition sought to achieve this and the extent to which it was successful. Focusing on the period 2010–15, this article initially frames what is meant by Islamophobia, before briefly setting out how it had been responded to by previous British governments. Regarding the Coalition, a threefold approach is adopted that considers the All-Party Parliamentary Group on Islamophobia, the Cross-Government Working Group on Anti-Muslim Hate, and the political discourses used by the Coalition about Muslims and Islam more generally. Concluding that the Coalition failed to meet the high expectations set by Warsi’s speech, this article considers why this might have been so.

Download here.

COMMENT: Birleşik Krallık: Konuşulması Gereken “Zorlu” Konular – Perspektif

perspektif_logoHere’s my second piece I’ve written for the Turkish-language German-based periodical, Perspektif. Loosely translated, the piece is titled “United Kingdom: “Challenging” Needs to be Discussed” which doesn’t give much away so to help, it’s some thought in the immediate aftermath of the terror attacks at London Bridge and Borough Market. You can read the piece by clicking here.

The first few paragraphs are reproduced below:

Birleşik Krallık: Konuşulması Gereken ‘Zorlu’ Konular

Haziran ayının başlarında gerçekleşen Londra Köprüsü terör saldırılarından kısa bir süre sonra Başbakan Theresa May, “Bıçak kemiğe dayandı” dedi. İngiliz bir beyaz adam, Londra’nın kuzeyindeki Finsbury Park Camisi’ndeki teravihten çıkan Müslüman kalabalığın üzerine minibüs sürdüğünde de Theresa May aynı söylemi tekrarladı; ancak bu sefer İslamofobi ile mücadelenin altını çizdi. Başbakan ayrıca, üç aydan daha kısa bir sürede gerçekleşen, 36 kişinin hayatını kaybetmesine ve 200’den fazla kişinin yaralanmasına neden olan ve şimdiye dek eşi görülmemiş dört terör saldırısına tepki olarak, “İtiraf etmek gerekirse, ülkemizde aşırıcılığa karşı haddinden fazla müsamaha var.” dedi. Aşırıcılığa müsamahalı olanlara karşı çok daha “sert” tavır alınması gerektiğini de ekleyen May, “bazı zor ve can sıkıcı konuşmalar yapma”nın vaktinin geldiğini söyledi.

Özellikle Müslümanlara atıfta bulunmadığı hâlde, May’in söylemlerinin Britanya’daki Müslüman cemaatleri hedef aldığını düşünen pek çok kişi var. Başbakan’ın konuşmasının hemen bir gün sonrasında, Birleşik Krallık’ın tek Müslüman bakanı ve “cemaatlerden” sorumlu olan Sajid Javid de benzeri yorumlarda bulundu. Javid, “özel bir yükümlülüğe sahip olmaları” nedeniyle, Müslümanların aşırıcılıkla mücadele konusunda “daha fazla efor sarf etmesi” ve bu Müslüman cemaatlerin artık “zorlu konuları konuşmaları” gerektiğini söyledi. Benzeri düşünceler İngiliz siyasi alanında on yıldan uzun bir süredir devam etmekle birlikte Javid, daha da ileri giderek, aşırıcılığın ve aşırıcılığa müsamahanın Birleşik Krallık’taki Müslüman cemaatte yalnızca “zehirli bir azınlığı” beslemediğini, bu oranın Birleşik Krallık nüfusunda daha büyük rakamlara tekabül ettiğini ileri sürdü.

Continue reading by clicking here.