perspektif_logoAs you may be aware, I now write regularly for the German-based Turkish language periodical Perspektif. When I do, I write about issues relating to Muslim communities or the religion of Islam in the British setting. This is a piece I recently had published titled, “Müslümanlar’ın Entegrasyonunda ‘Çözülmesi Gerekenler'” which (loosely) translates as “‘Solving’ the Needs of Muslim Integration” and focuses on the recently published report by the Commission on Islam, Participation & Public Life entitled, “The Missing Muslims – Unlocking British Muslim Potential for the Benefit of All” (download here).

While the first few paragraphs are reproduced below, the full comment piece can be read by clicking here.

Müslümanlar’ın Entegrasyonunda “Çözülmesi Gerekenler”

Birleşik Krallık’ta İslam, Katılım ve Kamusal Yaşam Komisyonu’nun (İng. “Citizens Commission on Islam, Participation & Public Life”) bulguları temmuz ayında yayımlandı. Komisyon raporunun yayımlanmasının ardından Birleşik Krallık’taki Müslümanların entegrasyon konusu kamusal ve siyasi tartışmalarda yeniden gündeme geldi. “Kayıp Müslümanlar: İngiltereli Müslümanların Potansiyelinin Hepimizin Yararına Ortaya Çıkarılması” başlıklı raporda 18 aylık bir araştırma sürecinin sonuçları yer alıyor. Bu süre boyunca, Muhafazakâr Parti Meclis Üyesi Dominic Grieve öncülüğündeki komisyon üyeleri Birleşik Krallık’taki birçok şehir ve kasabayı gezerek, toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda 500 saati aşkın bir süre zarfında, 21. yüzyılda Birleşik Krallık’ta Müslüman olmanın ne anlama geldiğine dair katılımcıların beyanları dinlendi. Ben de bu araştırmanın bir parçası olarak, Birmingham’da düzenlenen bir toplantıda yazılı ve sözlü ifadelerde bulundum. İfadelerimde, özellikle sokak düzeyinde İslamofobik nefret suçlarına maruz kalan kurbanların yaşadıkları ve Birleşik Krallık’taki “truva atı” skandalına vurgu yaptım. Birleşik Krallık’taki “truva atı skandalı” 2014 yılının mart ayında, aşırıcı Müslümanların birden fazla devlet okulunu ele geçirmeyi planladıklarının iddia edilmesiyle literatüre geçmişti. Çok değil yalnızca birkaç ay önce, hükûmet bu çılgın öfke seline karıştığı iddia edilen öğretmenlerin meslekten atılmaları yönünde iki yıldır süren çabalarına son verdi. Gerekçe olarak da bu iddiaların mesnetsiz olduğunu ileri sürdü.

Bir yandan, İngiltereli Müslümanların “sanıldığından daha çok çeşitliliğe sahip olduğunu” -şaşırtıcı bir şekilde- kabul eden “Kayıp Müslümanlar” raporu, “uygulanabilir ve eyleme geçirilebilir on sekiz adet öneri”nin de altını çiziyordu. Her ne kadar sivil toplum, yerel ve ulusal yönetimlere hitap ediyor gibi görünse de, bu öneriler aslında cemaatleri ve inanç kurumlarını, yani Müslümanların bizzat kendilerini harekete geçirmeye yönelikti.

Söz konusu rapordaki kimi öneri maddelerinin doğru ve zaman açısından uygun olduğunu belirtmek gerek. Örneğin, İngiltere hükûmetinin terörle mücadele programı olan “Prevent” programının tarafsız bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi ve İslamofobi’ye bir “çalışma tanımı” kazandırılması gibi çağrıların üzerinden hayli zaman geçti. Diğer maddeler ise eskiden beri dile getirilen ancak çok da etkili olmayan önerileri kapsıyordu. Bunların arasında, medya kuruluşlarının İslam ve Müslümanlar hakkındaki yayınlarında, daha dengeli ve hassas haberler yapmaları yönünde öneriler bulunuyordu. Başka bir madde ise, camilerin İngiltere doğumlu, İngiliz kültürünü ve hükûmet tarafından belirlenen –tartışmalı- İngiliz değerlerini daha iyi bilen imamları işe alması gerektiğini öneriyordu.

Continue reading by clicking here.

 

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s